Haftalık hiciv dergisi Canard Enchaine'in, Fransa'da devletin yüzde 84'üne sahip olduğu, ana enerji sağlayıcısı konumundaki EDF şirketinin gümrük belgelerine dayandırdığı habere göre, Fransa 2022'nin ilk 9 ayında Rusya'dan 345 milyon avro değerinde 290 ton uranyum satın aldı.

Bu miktar Fransa'nın uranyum rezervinin yaklaşık yüzde 30'una, 2021'de Rusya'dan alınan uranyumun da yaklaşık 3 katına tekabül ediyor.

Nükleer reaktörlerinin 56'sından 24'ü bakımda olan Fransa'nın, enerji krizi sırasında Rusya'dan söz konusu uranyumu, nükleer santrallerden elektrik üretimi için ithal ettiği belirtiliyor.

Ticaretin nedeni, Rus uranyumunun ucuz olması

Elektrik üretimi için nükleer santrallerde yılda 1030 zenginleştirilmiş uranyum kullanan EDF'nin, bu değeri elde etmesi için 8 bin ton doğal uranyumu işlemesi gerekiyor.

Avrupa ülkelerinin Rusya'yı hedef alan ambargolarına rağmen Fransa'nın bu ülkeden perde arkasında uranyum satın almasının nedeni, Rus uranyumunun daha ucuza tedarik edilmesi olarak gösteriliyor.

Fransa'nın, uranyum ithalatında yüzde 43'lük paya sahip Kazakistan'dan satın aldığı uranyumunun da zenginleştirme işlemleri için yine Rusya'dan geçmesi gerekiyor.

Zelenskiy: Bugün Ukrayna için son derece sevindirici haberlerin günü Zelenskiy: Bugün Ukrayna için son derece sevindirici haberlerin günü

AB'ye rağmen Fransa "Rusya ambargosunu" deliyor

EDF'nin gümrük belgeleriyle ortaya çıkan ve tepki çeken uranyum ithalatına yönelik soruları Fransa Enerji Bakanı Agnes Pannier-Runacher'ın, "uranyumu ham madde olarak değil, zenginleştirilmiş olarak aldıkları" cevabını vererek geçiştirmesi dikkati çekti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un da Fransa'ya Rusya'dan doğal ve zenginleştirilmiş uranyum alımını durdurması yönünde baskı yaptığı ifade ediliyor.

Çevreci sivil toplum kuruluşu Greenpeace, Rusya'dan Fransa'ya uranyum taşıyan bir geminin son olarak 29 Kasım'da Dunkirk Limanı'na yaklaştığını açıklamış, Paris yönetiminin, Avrupa Birliği'nin (AB) benimsediği ambargolara ve uluslararası çevre anlaşmalarına rağmen bu ticareti yapmasını skandal olarak nitelemişti.

Paris makamları da uluslararası basının konuya ilişkin sorularını ilk aşamada yanıtsız bırakmıştı.