TÜBİTAK MAM Yer Bilimleri Araştırma Grubu, "Gaziantep İli Sismik Tehlike ve Risk Değerlendirmeleri" projesi kapsamında bölgede 2 yıldır işletilen 7 sismoloji istasyonuna ek 6 yeni istasyonu Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki 11 ili etkileyen depremlerden sonra hızla devreye aldı.

Acilen kurulan sismolojik ve GPS gözlem ağları sayesinde faylanmanın (kayaçların bir düzlem boyunca gözle görülecek derecede kayma göstermesi) yeryüzünde görünmeyen boyutunun belirlenmesi, faylanma sonucunda ortaya çıkan büyük artçılarla yakın faylar üzerinde oluşabilecek deprem olasılığının modellenmesi için bilgi elde edilecek.

Gözlem ağı, artçı depremlerin daha hassas ve yoğun olarak kaydedilmesine de olanak sağlayacak.

"Merkeze 13 istasyondan anlık veri aktarılıyor"

TÜBİTAK MAM Yer Bilimleri Araştırma Grubu'ndan kıdemli başuzman araştırmacı Doç. Dr. Mehmet Ergin, AA muhabirine, 1999'daki Marmara Depremi'nden sonra oluşturdukları Deprem Sonrası Acil Gözlem Araştırmaları (DEPAR) kapsamında büyük deprem olduğunda acilen bölgeye gidip artçı depremleri izlemek üzere çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Ergin, bu doğrultuda geçmişte depremler sonrasında bölgeyi geçici istasyonlarla kaplayıp artçı depremleri kaydetmeye başladıklarını anlattı.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yaptıkları çalışmalar kapsamında bölgede halihazırda 7 istasyonun çalıştığını aktaran Ergin, Kahramanmaraş merkezli ilk depremden sonra da ekibin hızlıca yola çıktığını ve bölgeye 6 istasyon daha yerleştirdiğini, şu an 13 istasyonun merkeze anlık veri aktardığını kaydetti.

Ergin, DEPAR çerçevesinde yaptıkları çalışmalarda AFAD, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün istasyonlarını da göz önüne alarak artçı deprem dağılımlarını çok daha iyi şekilde ele aldıklarını dile getirdi.

İki depremden etkilenen bölgede 4 günde depremlerin dağılımına ilişkin elde ettikleri veriye değinen Ergin, depremleri artık insan gücüyle değil, yapay zeka algoritmaları sayesinde çok hızlı biçimde güncel olarak çözümlediklerini, çalışmalarla faylar konusunda çok daha detaylı bilgiler elde edeceklerini kaydetti.

"Birçok bilimsel bulguya erişmiş olacağız"

Ergin, yaptıkları çalışmanın önemine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"Artçı deprem çalışmaları çok önemli. Ülkemizdeki çok geniş alana yayılmış olan ulusal sismoloji istasyonları mikrodeprem aktivitelerinin hassas olarak saptanmasında yetersiz kalacağından bölgeye kurulan daha sık sismoloji istasyonları daha hassas doğruluk ve yoğun olarak artçı depremlerin kaydedilmesine olanak sağlamaktadır.

Bu çalışmalar bizlere fayların stres dağılımlarının, gerilmelerin nerede birikebileceği konusunda kaçırmamamız gereken bilgileri vermektedir. Bu fayların konumları, nereye kadar yırtıldıkları, bundan sonra nereleri tetikleyebilecekleri konusunda da bundan sonraki çalışmalara önayak oluyor."

Elde ettikleri ilk veriler ışığında depremlerin dağılımını görebildiklerine işaret eden Ergin, "Bu kadar büyük depremlerin artçı şokları bir seneye kadar uzayabilir. Arada maalesef büyük artçı depremlerin olmasını da bekliyoruz. Çalışmalarımıza devam ettikçe dağılımları daha net ortaya çıkarabileceğiz. Buradaki fayların mekanizmaları ve gerilme dağılımları hakkında birçok bilimsel bulguya erişmiş olacağız." ifadelerini kullandı.

STM'nin geliştirdiği savaş gemileri ve İHA sistemleri EFES-2024 tatbikatında STM'nin geliştirdiği savaş gemileri ve İHA sistemleri EFES-2024 tatbikatında

Doğu Anadolu'da 2006'da başlattıkları bir proje kapsamında yaklaşık 30 istasyon kurduklarını ve 5 yıl boyunca sismik ağ ile gözlem yaptıklarını anlatan Ergin, "Kahramanmaraş'tan Gaziantep, Antakya ve Adana'ya uzanan deprem dağılımını kaydettik. Burada binlerce deprem var. Bu gözlem ağını kurmasaydık bu kadar hassas, bu kadar yoğun deprem dağılımını göremezdik." dedi.

Ergin, bölgede uzun yıllardan beri çok büyük depremlerin olmadığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

"En son Sivrice depremine baktığımız zaman bir büyük deprem gözlemlendi. Bölgede faylar boyunca geçmiş gözlemler ışığında, sismik boşluklar da gözümüze çarpıyor. Sivrice depreminden sonra burada bu büyüklükte depremleri bekliyorduk. Bugün aradan geçen 500 yıl boyunca 4-5 metrelik bir atım (blokların fay düzlemi boyunca birbirinden uzaklaşması) beklenmesi çok doğal. Nitekim bu depremler olduktan sonra o bölgede 4-5 metreye kadar atımların olduğu bir enerji boşalımı ve faylanmalar olduğu, arazide çalışan MTA'daki arkadaşlarımızdan aktarılıyor."